Cumartesi, Temmuz 29, 2006

Gökçeada keşfinden. (Adanın çeyreğinin keşfi)


2. gün.
Keşif zamanı. Biraz geç uyanmışız. Bir de üzerine bu manzarada kahvaltı önerisi çok cazip gelince bizim keşif saati gecikti, kahvaltı uzadıkça uzadı.
Turizm Information'a varmamız saat biri buldu.
Görevliler yoktu. Bir amca vardı yandaki kahvede.
Onunla konuştuk.
Gideceklerin aklında bulunsun: saat 10.30 da tur var.
Tüm adayı gezdiriyorlar.
Arabası olmayanlar için birebir.
Biz kaçırmışız.
Ordaki amca bir alemdi.
Biz turu kaçırdık diye üzülürken:
"Boşverin, birşey yok zaten, adanın hepsi burası gibi işte"
Bu kadar da dürüst olunmaz ki, gelen turiste "birşey yok" denir mi?
:)
Turu kaçırınca ve araç da olmayınca trekking yapalım dedik ve Merkez ile Zeytinliköy arasındaki 4 kmlik yolu yürüdük. En yakın köy oydu.
Anlamadan bitiyor zaten yol
Aklımızda içeceğimiz dibek kahvesi varken, yorulmak, durmak olmaz.
Zeytinliköy'ün girişindeki bir ev.
Sanırım terkedilmişlerden.
Pek yaşam belirtisi yoktu.
Köy meydanındaki kilise
Büst ile biraz tezat ama...

Ara sokaklar

Madam'ın yerindeki kedi.

Sessiz köyün sakin meydanında küçük ama şık butik bir kahve.

İçeriden gelen Rumca bir şarkı ve bir sandalye üzerinde uyuyakalmış yaşlı amca.

Sanırım Madamın eşi.

Turuncu kravatı, kırmızı mendili ve düzgün türkçesiyle karşılıyor.

Siparişleri alıp sohbet de ediyor.

Sonra içeride madamın oğluyla tanıştırıp nerden geldiğimizi söylüyor.

Onun türkçesi çok daha iyi.

Uzun uzun sohbet ediyor bizimle Kostas; Türkçe, Yunanca ve hatta İngilizce.

Bizimkiler pek hoşlanmadılar.

Özellikle Edirne'ye Adrianapolis deyince :)

(Milliyetçilik kokusu alıyorum Kanka yanılıyor muyum? :)

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home

web site counters
Expedia Coupon
Locations of visitors to this page